0,00 TRY

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

0,00 TRY

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

FİBROMİYALJİDE YENİ VE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMLAR

Romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan yeni fizik tedavi yöntemlerinden biorezonans (bio-sibernetik regülasyon) terapisi tedavi sürecini kısaltan, kalıcı ve yan etkisiz tedavi sunan önemli bir seçenektir. Ayrıca ESWT, hilterapi (yüksek enerjili lazer), radyofrekans, TMS, kuru iğneleme, GTOS, kinesio-tape (bantlama) yöntemleri de oldukça başarılı sonuçlar aldığımız yöntemler arasındadır.

Biorezonans:  Biosibernetik regülasyon terapisi

Vücudumuzun en önemli fonksiyonlarından biri de yeni şartlara uyum sağlama ve kendi kendini regüle edebilme özelliğidir. Bedenimiz her an sayısız değişikliğe maruz kalarak kendi kendini ayarlamak ve adapte etmek durumda olduğundan organlarımız, hücrelerimiz; saniyede 500 trilyon biyokimyasal reaksiyonu ve insan yaşamının dengesi için gerekli olan aktiviteleri sağlıklı bir şekilde devam ettirebilme yolunda üst düzey bir iletişim içerisinde hareket ederler.

Araştırmalar, bedenimizin sağlıklı bir şekilde adaptasyon ve kendi kendini onarma sürecinde çok etkili olan ve yüksek verimlilik içeren biorezonans terapisi aracılığıyla yardımcı olacak zemini oluşturmaktadır. Bu dengenin düzgün bir iletişim aracılığıyla sağlanmasıyla bedenimiz sadece çevrese| faktörlerin uyarıcı etkisine tepki vermekle kalmaz, aynı zamanda vücudun “kendi kendini onarma ve iyileşme” sürecine yardımcı olur. Vücudumuzu biorezonans aracılığı ile dengelemek için gerekli olan sayısız imkan ve tüm organizma üzerine etkili olan biyokimyasal ve biyofıziksel olayla son yıllarda daha yakından araştırılıp keşfedilmeye başlanmıştır. Kuantum fiziğindeki gelişmeler her geçen gün enerji tıbbına da katkı sağlamaktadır.

Biorezonans terapisi iyileşme sürecinde vücudumuzun elektromanyetik sinyallerini kullanmak kaydıyla işlev gösterir. Hücre düzeyindeki araştırmalar DNA ve hücre zarının organizma içerisinde meydana gelen iletişimin merkezi olduklarını ve hem alıcı, hem de verici olarak faaliyet gösterdiklerini kanıtlamıştır. Bu merkezler düzeni ve bütünlüğü sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bu etkiyi vücut dışında meydana gelen yüksek yoğunluklu elektromanyetik alanların varlığında, hücre aktivitelerimizi uyumlu hale getirerek dengeyi korur.

Biorezonans terapisi, organizmanın işlem kapasitesini ve hücrelerin sinyallerini normal hale getirerek vücudumuzun kendi kendini regüle etmesine katkı sağlar. Bu amaçla vücudun belirli bölgelerine elektrotlar yerleştirilir; hastanın frekansları alınır ve rahatsızlığa sebep olan frekanslar temizlenir, sağlıklı olanlar güçlendirilip vücuda geri gönderilerek vücudun kendi kendini iyileştirme gücü uyarılır. Tedavi programları, sadece yaşanan bölgesel bir soruna odaklanmanın haricinde insanı etraflıca tüm yönleriyle bir bütün olarak ele alıp genel sağlığı hedefler.

ESWT Şok dalya tedavisi

FİBROMİYALJİ
FİBROMİYALJİ

Bu alandaki çalışmalara her geçen gün bir yenisi ekleniyor, Bu çalışmalarda olumlu sonuç veren ve romatizmal hastalıktan tedavisinde kullanılan fizik tedavi yöntemlerinden biri de şok dalga tedavisi olarak bilinen ESWT’dir.

ESWT vücut dışında oluşturulan “şok dalgası ile tedavi” demektir. Vücuda, tedavi edilecek bölgeye mini şok dalgalan gönderilerek tedavi sağlanır. Modern, cerrahi olmayan, anestezisiz, ağrı yapmayan, ilaçsız, özel bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemde uygulanan şok sayısı, frekans ve enerji seviyesine göre seans süreleri farklılık gösterebilir. Ortalama bir seans 20 dakika sürmektedir. Genellikle 3-5 gün ara ile yapılan 3-5 seans sonrasında yüksek oranda iyilik hali oluşup hastaların yaşam kalitesi artar.

ESWT şok dalgası tedavisinin başarısı oldukça yüksektir. Birçok kas, eklem, tendon kökenli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Kullanılan bu yeni yöntemin pek çok avantajı vardır; tedavi sürecinde ayakta tedavi olabilirsiniz ve hastanede kalmanız gerekmez. Ağrısızdır, anestezi ihtiyacı yoktur, uygulanması kolaydır. Hızla olumlu sonuç alınır, Başarı oranı yüksektir.

ESWT romatizmal rahatsızlıkları olanlar için etkinliği kanıtlanmış, kolay ulaşılabilir ve ekonomik bir tedavi yöntemidir.

Hilterapi: Yüksek enerjili lazer

FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı bir ağrı tedavisi olan hilterapi, hilt terapi olarak da bilinir. Ağrılar yüzünden hayatı kararan ve yaşam kaliteleri düşen, gündelik işlerini yapmakta zorlanan hastalara başarılı bir çözüm yolu sunan hilterapinin ağrıları sonlandırıcı ve iltihap giderici etkileri mevcuttur. Yoğun ve şiddetli ağrılarından yana sıkıntı çek; oturmak, kalkmak gibi basit eylemlerde bile yardım alma, torunda olan kişilerde bile hilterapiyle kısa zamanda iyileşmeler gözlenmiştir,

Hilterapi tedavi seanslarındaki temel prensip, yeterli beslenmediği için işlevi bozulmuş hücrelere ihtiyaç duydukları oksijeni alabilmelerinin sağlanması, böylece bölgede oluşan ağrıların azaltılarak yok edilmesidir. Bunu yapabilmek için derinin 6 cm derinliğine inilir ve buradaki damarlar genişletilir Uygulama ağrısızdır, uzun bir etki süresine sahiptir. Birçok tedaviye cevap vermeyen dokular hilterapiyle canlandırılır, Yan etkisiz bir tedavi yöntemi olan hilterapi uygulanırken hasta ve doktor zorunlu olarak koruyucu lazer gözlükleri kullanırlar. Lazer ışınının doğrudan göze gelmesi korneada hasar yaratabilir. Kanser teşhisinde, dövmeler üzerinde, gebelik döneminde ve ciltte yara bulunması durumunda hilterapiye başvurulamaz.

Hastalığın bilgisine göre aralıklı olarak 5-10 seans arası uygulanabilir.

Radyofrekans: Ağrı tedavisinde yeni yöntem

Ağrılı bir hastaya, ilaç, istirahat ve fizik tedavi yöntemleriyle yeterince yararlı olunamıyorsa, cerrahi girişim düşünülmüyor veya yapılamıyorsa radyofrekans yöntemi uygun bir çözüm olabilir. Radyofrekans tedavisiyle sürekli olarak ağrı olan bölgenin sinir iletim lifleri devre dışı bırakılır. Sinirlere veya dokuya hasar verilmeden, radyofrekansın, uygulandığı bölgedeki sinirler üzerinde düzenleyici etkisinden yararlanılır.

Son derece hassas cihazlarla ve steril şartlar sağlanarak yapılan bu yöntemde öncelikle uygulamanın yapılacağı yer, röntgen cihazı ile kesin olarak belirlenir ve elektronik cihaz rafından belirlendiği için işlem emniyetle gerçekleştirilir, Özel bir cihaz ve çok yüksek titreşimli bir akım, kablo ve iğne aracılığıyla yalnızca ağrıyı taşıyan sinir lifine uygulanır, Yapılan işlemde belirli bir sinire, kontrollü olarak uyarı verilir ve sinirin ağrı sinyallerini iletme özelliği kaybolur, böylece uzun süreli ya da kalıcı ağrı tedavisi sağlanır.

İşlem, lokal anestezi ve sedasyonun birlikte uygulanmasıyla gayet konforlu bir şekilde tamamlanır. İlk işlem yeterli ağrı kesici etki sağlamazsa bulgulara göre ikinci bir işlem uygulanabilir.

Sinir sistemi kendini yenileyebilen bir doku olduğundan bu yöntemler kalıcı yöntemler değildir ve eğer ağrı yeniden başlarsa tekrarlanabilirler. Hastanın ağrısının nedenine göre birkaç yöntem bir arada uygulanabilir, bu sayede de etkinlik artırılabilir.

Uygulama yapılan bölge sayısına göre değişmekle birlikte işlem 20-30 dakika sürer. Hastalar çoğunlukla işlemden sonra 2-3 saat dinlendirilip evlerine gönderilirler.

TMS: Transkranial manyetik stimulasyon

Sabahları yorgun uyanıyorsanız, uyku bozukluğunuz varsa, baş ağrısı ve kulak çınlaması bulgularınız daha ağır basıyorsa yeni bir tedavi yolu olan ‘TMS tam size göre olabilir. Romatizmaya, ağrılara, psikolojik ve nörolojik rahatsızlıklara çözüm sağlayan FDA onaylı son teknoloji yöntemlerden biri olan TMS vücudu fabrika ayarlarına döndüren bir uygulama olarak bilinir.

yapılan uygulanmada beynin bazı bölgelerine akım gönderilerek beynin doğal elektriği aktive edilir. Bu bölgeler tedavi edilecek hastalığa göre değişir, İlaçsız, ağrısız, yan etkisiz bir yöntemdir. Hasta tedavi esnasında rahatlar, Anestezi gerektirmez, gün içinde yapıldıktan sonra hasta evine, işine dönebilir,

TMS tedavisi minimum 10-20 seans aralığında yapılmaktadır. Seanslar genellikle haftanın 5 günü yapılabileceği gibi hastanın durumuna göre haftada 2 veya 3 seans olarak da ayarlanabilir. Hastaların çoğunda, ilk seanstan itibaren rahatlamalar olsa bile iyileşmeler ikinci haftadan sonra başlamaktadır.

Kuru İğneleme, IMS: Intramuscular stimulasyon

Kuru iğne tedavisi bir akupunktur yöntemi değildir; akupunkturda olduğu gibi noktalar değil, kasların anatomik özellikleri kullanılır. Akut ve kronik ağrıların tedavisinde etkili ve çok az yan etkisi olan bir tedavi şeklidir. Hatta ağrı tedavisinde akupunkturdan daha etkilidir diyebiliriz.

Kronik ağrılı pek çok hastada ağrıyı üreten en önemli neden kaslardaki hasardır; kaslar kısalır, sertleşir, kalınlaşır ve kasların dolaşımı bozulur. Kaslarda bazı toksik maddeler birikir, kas iyi bir şekilde kasılamaz ve kemikleri, sinirleri sıkıştırır. Kuru iğneleme tedavisi kısaca herhangi bir problemden dolayı kısalmış, kasılmış, ağrılı ya da fonksiyonunu yeterince yerine getiremeyen kaslara, kasın büyüklüğüne ve derinliğine göre farklı boylardaki iğnelerin batırılması ile yapılan bir tedavi yöntemidir.

Kasta kısalma, spazm ya da sinir hasarı gibi değişiklikler varsa özel bir ağrı duyusu alınır. Kasın büyüklüğüne ve uzunluğuna göre çok sayıda iğne batırılabilir, İşlem yapılır yapılmaz hasta kendini rahatlamış hisseder, bazen bu rahatlama, saatler ya da bir gün sonra ortaya çıkabilir. Tedavi genellikle haftada 1 ya da 2 seans yapılmalıdır. Seans sayısı hastalığın süresi ve şiddetine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

GTOS Tedavi: Golgi Tendon Organı Stimülasyonu

GTOS terapi kaslarda, tendonlarda vb. bölgelerde oluşan ani, şiddetli ya da yerleşik ve sürekli görülen, hareketleri kısıtlayıcı ağrıların tedavisinde kullanılan başarılı bir yöntemdir. Alanında uzman, sertifikalı doktorlarca uygulanmaktadır. Bütüncül bir yaklaşım içeren GTOS terapi özellikle ameliyata başvurulmadan denenmesi gereken bir tedavi yöntemidir. Manuel bir uygulama olan GTOS terapiyle pek çok ağrılı vakada henüz ilk seansta başarılı sonuçlar elde edildiği gözlenmiştir. İğne, ilaç vb. yöntemler kullanılmadığından oldukça risksiz bir uygulamadır ve herkese uygulanabilir. GTOS terapi sonrasında kişiye özel günlük egzersiz uygulamaları düzenlenmektedir. Hastanın gündelik yaşamında bu uygulamalara devam etmesi oldukça önemlidir. Tedavi seansı 1-3 saat arası süren GTOS terapi aynı zamanda oldukça ekonomiktir.

Kinesio Tape: Ağrılara bantlı çözüm

Kinesio tape yöntemiyle romatizmal ağrılarınızdan kurtulabilirsiniz. Bu tedavi yolu egzersiz yapmaktan hoşlanmayan ve uzun süreli tedavilere zaman ayıramayanlar için iyi bir alternatiftir. Yeter ki doğru bir teşhisten sonra doğru tedavi zamanında başlasın. Hastanın detaylı değerlendirilmesinin

Ardın dan doğru yere yapılacak uygun metot, bu bantların etkinliği için önemlidir. Kinesio tape uygulayan kişinin anatomiyi, kas-iskelet sistemi hastalıklarını ve kinesio tape uygulama tekniklerini bilmesi zorunludur. Çünkü güzel sonuç almak için bu bantları yapıştırması da çıkarması da ustalık gerektirir. 1970’li yıllardan beri kullanılan kinesio tape; temel olarak sinir sistemi, kas iskelet sistemi ve dolaşım sistemi üzerine etki eder. Hafif, yapışkan, elastik özelliğe sahip olması ve derinin özelliklerini taşıması nedeniyle diğer bantlardan farklıdır. Günlerce problemsiz kullanılabilir ve uygulandığında vücut ısısı ile aktive olur. Deri ile bütünleşerek deri altındaki yapıları destekler, cildi yukarı kaldırıp deri ile kasların arasındaki boşluğu artırır ve böylece kasların esnekliği sağlanır, Özellikle sabah yorgunluğu, halsizlik ve yaygın ağrıyla seyreden kas romatizmalarında çok faydalıdır; kasların aşırı kasılmasını, gerilmesini ve ödemi azaltır. Kan ve lenf dolaşımını artırır. Kaslarda zayıflama varsa, eklemlere destek verir. Aynı zamanda ağrıyı azaltan bazı maddelerin kana salınımını sağlayarak ilaç kullanımını minimuma düşürür.

Tedavi amaçlı egzersizleri büyük ölçüde kolaylaştırır ve böylece daha çabuk başarıya erişilir. Hiçbir şekilde kişinin hareketini engellemez. Vücuda herhangi bir ilaç verilmediğinden son derece güvenlidir. Hiçbir yan etkisi olmayan, mavi, kırmızı ve ten renginde üretilen, su geçirmez özelliği olan, çocuklara da uygulanabilen bu bantlar ileri yaş dahil tüm yaş gruplarında güvenle kullanılabilir.

Dr. Portakalhttps://drmehmetportakal.com
Ermenek’te doğdum. 1992 yılında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında uzmanlık eğitimimi ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Biyokimya doktoramı tamamladım.

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

İlgili Yazılar

Sosyal Medya

9,595BeğenenlerBeğen
21,000TakipçilerTakip Et
2,733TakipçilerTakip Et
2,500AbonelerAbone

Son Yazılar